Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projelerimiz

Bilim İlaç ve Mersin Üniversitesi Dünya Alzheimer Günü Çerçevesinde "40 Işık"la Aydınlanan "40 Hayat"ı Anlatıyor

BİLİM İLAÇ ve MERSİN ÜNİVERSİTESİ, Alzheimer hastalığı konusunda toplumsal bilinci artırmak, hastaların ve hasta yakınlarının yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla hayata geçirdiği "40 Işık - 40 Hayat" projesiyle Alzheimer'li hastası olan 40 aileye ve onların aracılığıyla Türkiye'deki yüz binlerce Alzheimer'li hasta ve yakınına ışık oldu. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Demans Birimi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Sağlık Yüksekokulu, İletişim Fakültesi ve Fen-Edebiyat Fakültesi iş birliği ile yürütülen projenin tanıtımı, Dünya Alzheimer Günü etkinlikleri çerçevesinde; 19 Eylül 2011 Pazartesi günü Conrad İstanbul Otel'de gerçekleştirilen basın toplantısıyla yapıldı.

BİLİM İLAÇ Genel Müdürü Dr. Erhan Baş ve Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Özge'nin proje hakkında bilgi verdiği toplantıya, proje ekibi ve hasta yakınlarının temsilcileri de katıldı. Dr. Erhan Baş yaptığı konuşmada, Mersin Üniversitesi ile birlikte hayata geçirdikleri "40 Işık - 40 Hayat" projesinin, BİLİM İLAÇ'ın sürdürülebilir kurumsal sorumluluk projeleri arasında yer aldığına dikkat çekti. Baş, Mersin Üniversitesi'nin ardından Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Yaşlı Bakım Hizmetleri programı olan diğer üniversitelerle de projeyi uygulamaya devam etmek istediklerini belirtti. BİLİM İLAÇ Genel Müdürü Dr. Erhan Baş "Türkiye'nin nüfusu gittikçe yaşlanıyor. Yaşlanmayla beraber kronik hastalıklar da artıyor. Türkiye'de yaşamın uzamasıyla birlikte yaşlılığa bağlı olarak Alzheimer hastalığı giderek artıyor. Bunama olarak bilinen Alzheimer hastalığı konusunda toplumu bilinçlendirmek istiyoruz. Türkiye'de yaklaşık 450 bin, dünya genelinde ise 35 milyon kişiden fazlasını etkileyen Alzheimer hastalığının önümüzdeki yıllarda hızla artacağı gerçeğinden hareketle; hasta ve hasta yakınlarının yaşam kalitesini artırmaya yönelik projelere imza atıyoruz. Bu kapsamda, 2009 yılında Türkiye'de bir ilki gerçekleştirerek Alzheimer Çağrı Merkezi'ni hayata geçirdik. Bugün basın lansmanını yaptığımız 40 Işık - 40 Hayat projesi, Alzheimer hastalığına yönelik hayata geçirdiğimiz en son toplumsal yatırım programımız. Bu alanda sürdürülebilir projelere imza atmaya devam edeceğiz." dedi.

Projenin fikir sahibi olan Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Özge "40 Işık - 40 Hayat projesini, profesyonel alanda yaşlı bakımı ile ilgili konularda çalışmak üzere eğitim alan 40 üniversite öğrencisini, bu alanda hizmet ihtiyacı olan 40 aile ile bir program çerçevesinde eşleştirip, oluşacak karşılıklı etkileşimi gözlemek üzere oluşturduk. Proje sayesinde Alzheimer hastalığı ile baş etme konusunda bilgi ve desteğe ihtiyaç duyan aileler konunun uzmanlarından yerinde destek aldılar. Kendileri ile benzer sorunu paylaşan diğer aileler ile tanıştılar ve tecrübelerini paylaştılar. 40 Işık - 40 Hayat ekibinin amatör bir heyecan ve profesyonel bir çaba içinde gerçekleştirdiği bu anlamlı projeyle; gerek hastalar ve hasta yakınları, gerekse öğrenci ve eğitimcilerden son derece olumlu geri bildirimler aldık. Türkiye'de ilk defa uygulanan bu projenin aynı zamanda üniversite-sanayi iş birliği kapsamında örnek bir çalışma olarak değerlendirileceğini düşünüyorum. Proje sürecini yansıtan belgesel ve canlı deneyimleri aktaran kitap sayesinde tecrübelerimizi herkesle paylaşma imkânı bulacağız." diyerek sözlerini tamamladı.

"40 Işık"ı temsilen öğrenci Şule Sevim, "Bu süreç bizlere "Alzheimer hastası" gibi tabu bir kavrama nasıl yaklaşacağımızı, hasta ve ailesi ile iletişim kurmayı öğretti. Öğrendiklerimizi uygulayarak onların hayatlarını kolaylaştırmayı başardık. Edindiğimiz tecrübeler mesleğimize gerçekçi bir şekilde bakmamızı sağladı." dedi.

PROJE BİZİ CESARAETLENDİRDİ...

"40 Hayat"ı temsilen annesi Alzheimer hastası olan Şenay Topal "Öğrenciler, tam da projenin ismine uygun olarak her bir hasta yakınının evine ışık getirdi, renk getirdi. Proje bittiğinde öğrencilerin her biri ziyaret ettiği evin kızı, oğlu olarak kabul ediliyordu. Çok yorulduğumuz, yıprandığımız bir hastalıkla uğraşıp dengemizi sağlamaya çalışırken, eğitimli gençler, hiçbir karşılık beklemeksizin 12 hafta boyunca evimize misafir oldu. 40 Işık - 40 Hayat projesi gençlerin enerjisinin bize yansımasını sağlayarak, yalnız olmadığımızı gösterdi ve paylaşımla yüklerin hafifleyeceğini bir kez daha kanıtlayıp bizi bundan sonra yaşayacaklarımız için cesaretlendirdi" diye duygularını ifade etti.

Projede Sanat Terapisi çalışmalarını organize eden Heykeltraş Özge Kar "Proje sayesinde uygulanan sanat terapisinin hastalara; yeni ve sözel olmayan bir iletişim kurma biçimi yaratarak, konsantrasyonu geliştirdiğini, rahatlama ve duygu durum iyileşmesi yarattığını ve uygulayıcı ile duygusal yakınlaşmayı artırdığını gözlemledik. Hastalarımızın kaybettiği yeteneklerine üzülmek yerine yeni yeteneklerinin ortaya çıkması nedeniyle mutlu olduklarını, özgüvenlerinin artmasıyla hem aile içinde hem de dış ortamda sosyalleşmelerinde olumlu gelişmeler olduğunu tespit ettik." diyerek terapinin hastalar üzerinde yarattığı etkinin önemine dikkat çekti.

"40 HAYAT" AYDINLANDI

"40 Işık - 40 Hayat" projesi, Bilim İlaç'ın katkılarıyla Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Özge'nin yönetiminde; 11 Şubat- 28 Mayıs 2011 tarihleri arasında Mersin'de uygulandı. Proje çerçevesinde profesyonel yaşlı bakım hizmetleri, hemşirelik hizmetleri ve psikoloji gibi yaşlı bakımı alanlarında eğitim alan 40 üniversite öğrencisi; normal yaşlanma sürecinden başlayıp Alzheimer hastalığını, hastalığa eşlik eden sorunları, hasta yakını boyutunu, konuya ait kapsamlı teknik bilgileri içeren 16 saatlik kuramsal eğitim ve 3 saatlik uygulamalı sanat terapisi eğitimi ile desteklendiler. Proje kapsamındaki 40 öğrenci; 3 ay süreyle haftada 2 gün, 40 aileyi evinde ziyaret ederek, hasta ve hasta yakını ile aktif iletişim sağladı. Aileler, öğrencilerden profesyonel destek aldılar ve öğrenciler Alzheimer'li hastalarla ilgilenirken hasta yakınları da kendilerine vakit ayırma fırsatı buldular. 40 Işık - 40 Hayat kapsamında proje koordinatör yardımcıları Uz. Psik. Kahraman Kıral ve Uz. Hem. Aslıhan Yandım da öğrencilere ve ailelere destek olmak amacıyla ziyaretler gerçekleştirdi. İhtiyaç duyulan durumlarda proje ekibi, tıbbi destek hizmeti de sundu.

ALZHEİMER HASTALARININ SANAT TERAPİSİ ÜRÜNLERİ SERGİLENDİ

Öğrenciler; hasta ve hasta yakınlarının Alzheimer hastalığı hakkında farkındalıklarını artırmak, motivasyonlarını yükseltmek amacıyla bilgilendirme çalışmalarının yanı sıra, hastaların sosyal ve kültürel etkinliklere katılmalarını da sağladılar. Birlikte yemeğe çıktılar, yürüyüş yaptılar ve sinemaya gittiler. Bir ilk olarak "Sanat Terapisi" eğitimi alan 40 öğrencinin, ev ziyaretleri sırasında hocaları Heykeltraş Özge Kar'ın desteği ile gerçekleştirdikleri hobi çalışmaları basın lansmanı sırasında sergilendi.

40 IŞIK - 40 HAYAT PROJESİNİN BELGESELİ HAZIRLANDI

40 Işık - 40 Hayat projesi süresince yapılan etkinlikler, Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema –Televizyon bölümü tarafından Yrd. Doç. Hakan Erkılıç'ın önderliğinde deneyimli bir ekip tarafından kaydedildi. Yapılan randevulu röportajlar ile desteklenen çekimler kurgulanarak projenin belgeseli hazırlandı.

40 IŞIK - 40 HAYAT PROJESİ KİTAPLAŞTIRILDI

Projenin tamamı Mersin Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nesrin Canbek Mengi tarafından izlendi. Kabul eden hasta yakınları ile ses kayıtlı röportajlar yapıldı. Alınan öyküler kurgulanarak bir anlatı ve yorum kitabı oluşturuldu. Kitap hasta yakını ve hastalara ait şiir ve resimler ile desteklendi.

ALZHEIMER HASTALIĞI NEDİR?

Alzheimer hastalığı; beyinde ön görülemeyen hücre yıkımına bağlı olarak başta unutkanlık olmak üzere pek çok işlev kaybına yol açan ilerleyici bir yaşlılık hastalığıdır. Hastalık sürecinde gözlenen işlev kaybı hasta kadar hasta yakınını da yakından ilgilendirir. Zihinsel ve bedensel yeteneklerini aşama aşama kaybeden hastalar yakın gözlem ve aktif bakım ihtiyacı duyarlar. Bu zorlu süreç "gizli kurban" olarak nitelendirilen hasta yakınlarının tükenmelerine ve hasta bakımının aksamasına neden olur. Bu nedenle hasta yakınının gerek hasta bakımı konusunda bilgilendirilmesi, gerekse bir birey olarak empati ve destek sağlanması toplumsal dayanışma açısından hayati önem taşımaktadır.

Rakamlarla Alzheimer Hastalığı:

  • Dünyada yaklaşık 35.6 milyon Alzheimer hastası bulunuyor.
  • 2030 yılında hasta sayısının 65.7 milyona, 2050 yılına ise 115.4 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor.
  • Hastalığa yakalanan kadınların oranı erkeklere göre daha yüksek.
  • Türkiye'deki Alzheimer hasta sayısı yaklaşık 450 bin olarak tahmin ediliyor.
  • Türkiye'de hastaların kentlerde %70-79'u, kırsal alanlarda ise %90-94'ü evlerde bakılıyor.
  • Hastalık erken evrede tanı alır ve gerekli tedavi düzenlenirse yatağa bağımlı aşamaya geçiş 10 yıla kadar geciktirilebiliyor.
  • Hasta yakınlarının %70-82'sinde depresyon, uyku bozukluğu, kaygı bozukluğu gibi ruhsal ve pek çok fiziksel rahatsızlık eşlik ediyor.

*Kaynak: Dünya sağlık örgütü (WHO), Alzheimer's Disease International ve Alzheimer Vakfı

Bakırköy'den bir şair geçti...

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi gören hastaların yazdıkları şiirler, Teoman, Ahmet Özhan, Soner Arıca, Betül Demir, Mercan   Rashit ve Demet Sağıroğlu gibi ünlü sanatçılar tarafından seslendirilerek 'Düşünen Şarkılar' adlı bir albüme dönüştü.

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi (BRSHH) ve Bilim İlaç, ruhsal hastalığı ve özellikle şizofreni hastalığı olan bireylere karşı toplumda oluşan ön yargıları kırmak amacıyla önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Hastanede tedavi gören hastaların yazdıkları şiirler bestelenerek, Psikiyatri Uzmanı Dr. Vedat Bilgiç ve Müzik Eğitmeni Volkan Uruk tarafından 'Düşünen Şarkılar' adıyla bir albüme dönüştürüldü.

1964 yılında Bedia Tuncer isimli bir edebiyat öğretmeni tarafından derlenip 'İnilti' ismiyle kitaplaştırılan şiirler; Teoman, Ahmet Özhan, Soner Arıca, Betül Demir, Mercan   Rashit ve Demet Sağıroğlu gibi ünlü sanatçılar tarafından seslendirildi.
Bilim İlaç da 2008 yılından bu yana sürdürmekte olduğu "Gerçekler Maskelenmesin" Ateşin Düştüğü Yerden, Sesler, Yüzler, Öyküler projesi kapsamında albüme destek verdi.

Albümün tanıtımı amacıyla 15 Mart Salı günü The Marmara Hotel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Başhekim Doç. Dr. Erhan Kurt, "Meşhur bir söz vardır 'divana sığmaz söz çıkar divaneden' diye... Bu eser bir bakıma, 'divane'lerin divana sığmaz sözlerini notalara dökerek melodileştirme ve müziğin evrensel diliyle dünyaya seslenme çabasıdır" dedi.

Sanatın, özellikle şiir ve müziğin, var olmanın, kendini var etmenin en önemli araçlarından biri olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kurt, sözlerine şöyle devam etti:

"Müzik ve ruhsal hastalıkların bizim kültürümüzde özel bir beraberliği vardır. Müziği ruhun gıdası olarak gören kültürümüz, belki de yüzyıllar boyunca Türk hekimlerinin ruhsal hastalıkların tedavisinde müziği kullanmasına zemin teşkil etmiştir."
"Bu proje basit bir amaçla başladı, hala aynı basit amacı taşıyor; hastalarımızın herkes gibi olduğunu, onlardan farklı olmadığını göstermek.. Hastalarımıza zaman zaman "uzaylı" muamelesi yapılıyor ve bu bizi çok üzüyor. Bizim hastalarımız da herkes gibi duygulanır, aşık olur, şiir yazar, beste yapar.. Çünkü onlar hasta, "aptal" değil. Hedefimiz, ruhsal hastalığı olan bireylere karşı var olan ötekileştirmeyi önlemeye katkı sağlamaktır. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak, 14 Mart Tıp Bayramı haftasında böyle bir projeyi kamuoyuna duyurmaktan mutluluk duyuyoruz."

Bilim İlaç Genel Müdürü Dr. Erhan Baş ise toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Kurumsal sorumluluk anlayışımız doğrultusunda pek çok sosyal sorumluluk çalışmasını gerçekleştiriyoruz. Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden Düşünen Şarkılar projesi bizim için önemli bir kurumsal sorumluluk çalışmasıdır. Bu anlamlı projeyi desteklemekteki esas amacımız; ruhsal hastalıklara özellikle şizofreni hastalığına dikkat çekmek ve fırsat verildiğinde hastaların neler yapabileceğini, ne kadar üretken olacağını göstermek. Bu kapsamda üç yıldır sürdürdüğümüz sosyal sorumluluk çalışmamız Ateşin Düştüğü Yerden Sesler, Yüzler, Öyküler kapsamında bu projeye de destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz."

Albümdeki tüm şarkılar ve şiirler gerçek öykülere dayanırken, şarkılarda bahsi geçen her olay, her duygu ve her ifade gerçek hayat öykülerinin izlerini taşıyor.

Teoman, Betül Demir, Demet Sağıroğlu, Ahmet Özhan, Soner Arıca, Mercan   Rashit gibi ünlü sanatçıların sesinden hayat bulan projede, Doç. Dr. Erhan Kurt da 'Teselli İsterken' adlı şiiri seslendirdi.

Albüm satışından elde edilecek gelir, hastaların rehabilitasyonunda kullanılmak üzere Bakırköy Akıl Hastanesi Vakfı'na bağışlanacak.

BU ÖYKÜLERİN ‘ÖYKÜSÜ’ BAŞKA

Edebiyat Dünyasına ‘Sağlık’ Geldi

Şizofreni Dernekleri Federasyonu tarafından, Bilim İlaç desteği ile "Gerçekler Maskelenmesin" projesi kapsamında düzenlenen öykü yarışmasının 2.’sinin sonuçları açıklandı.

Yarışmada Süveyda Ölüdeniz Kanatılmış Sözcükler Kitabı isimli hayli ilginç ve derin öyküsü ile birinci oldu.Şizofreni Dernekleri Federasyonu tarafından, Bilim İlaç desteği ile "Gerçekler Maskelenmesin" projesi kapsamında düzenlenen öykü yarışmasının 2.’sinin sonuçları açıklandı.Şizofreni Dernekleri Federasyonu tarafından, Bilim İlaç desteği ile "Gerçekler Maskelenmesin" projesi kapsamında düzenlenen öykü yarışmasının 2.’sinin sonuçları açıklandı.Şizofreni Dernekleri Federasyonu tarafından, Bilim İlaç desteği ile "Gerçekler Maskelenmesin" projesi kapsamında düzenlenen öykü yarışmasının 2.’sinin sonuçları açıklandı.

Yarışmada Süveyda Ölüdeniz Kanatılmış Sözcükler Kitabı isimli hayli ilginç ve derin öyküsü ile birinci oldu.

Öyküleri değerlendiren jüride sanatçı Yılmaz Erdoğan’ın yanı sıra, yazar Mario Levi, Doğan Kitap Genel Koordinatörü Deniz Yüce Başarır, Tiyatro Kedi Genel Koordinatörü İpek Altıner, Şizofreni Dernekleri Federasyonu Başkanı Doç Dr. Haldun Soygür ve Bilim İlaç Genel Müdürü Dr. Erhan Baş bulundu.

Türkiye’de her yüz kişiden birinde görülme olasılığı olan dolayısıyla 700.000 şizofreni hastasının bulunduğu bir ülkede şizofreni hastalığına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen "Ateşin Düştüğü Yerden; Sesler, Yüzler, Öyküler" yarışması sonuçlandı.

Proje, şizofreni hastalığına dikkat çekmenin yanı sıra, fırsat verildiğinde şizofreni hastalarının neler yapabileceğini gösterme amacı da taşıyor. Şizofreni hastalarının dışlanması ile mücadele eden Şizofreni Dernekleri Federasyonu ve Bilim İlaç tarafından 2. si düzenlenen proje, 2008 yılından beri sürüyor.

‘Yeni’ Bir Edebiyat Doğuyor

Sadece şizofreni hastalarının katılabildiği bu yarışmada, yaş ve öykü sınırlaması yapılmadı. Jüri üyelerinin metinleri kurgu, dil, ifade gücü açısından incelediği yarışmaya bu yıl 95 öykü katıldı. Yarışmada, Kanatılmış Sözcükler Kitabı adlı öyküsüyle Süveyda Ölüdeniz birinci olurken, Çöpçüler öyküsü ile Yasemin Şenyurt 2., Yanlızlığın Getirdikleri isimli öyküsüyle de Mehmet Görkem Özköse 3. oldu. Ödül töreninde plaketlerini alan yarışmacılar heyecanlarını gizleyemezken, Mario Levi, de yeni bir edebiyatın doğduğuna dikkat çekti.

‘Acının olmadığı yerde edebiyat olmaz’

Mario Levi, acının olmadığı yerde edebiyatın olamayacağını dile getirirken, şizofreni hastalarının acının tam ortasında olduğunu bununda yaratıcılıkta çok önemli bir güce sahip olduğunu ifade etti. Levi, Süveyda Ölüdeniz’in plaketini verirken "Bundan sonra elim yakanda, kitabını bekliyorum" dedi.

Ayrıca basın toplantısına katılamayan Yılmaz Erdoğan, birinci olan öykü için "bu metin öykü sınırlarının ötesine geçmiş bir MANİFESTODUR". ifadesini kullandı.

İlki 2009 yılında düzenlendi

Değerlendirmeye katılan ilk 10 öykünün Doğan Kitap tarafından kitaplaştırılmasıyla öykülerin okuyucularla buluşması sağlanacak.

Yarışmayı kazanan ilk üç kişi para ödülünün yanı sıra Mario Levi Yazı Atölyesi’nden bir sezonluk eğitim hakkı da kazandı. Doçent Haldun Soygür bu tür atölye çalışmalarının hastaların kendilerini ifade etmesi için iyi bir alan olduğunu söylerken, yeteneklerinin de geliştiğini ifade etti.

Bilim İlaç Genel Müdürü Dr. Erhan Baş, bu tür projelerin desteklenmesinin gerekliliğinden söz ederken projenin gelenekselleşme yolunda ilerlediğini ve önümüzdeki yıllarda da desteklemeye devam edeceklerini belirtti. Baş bu tür projelerin yeni alanlar açtığına da dikkat çekti.

İlki 2009 yılında düzenlendi

İlki geçen yıl düzenlenen yarışmanın sonucunda ilk 9’a giren öyküler "Hayat Bana Yüreğini Açıyor" adıyla Doğan Kitap tarafından kitaplaştırılmıştı. Geçen yıl ilk üçe giren kişiler yine Mario Levi Yazı atölyelerinde bir sezon boyunca eğitim alarak bilgilerini geliştirme fırsatı da elde etmişlerdi.

www.gerceklermaskelenmesin.com

ALZHEIMER ÇAĞRI MERKEZİ PİLOT UYGULAMADAN ÇIKIYOR TÜRKİYE GENELİNE YAYILIYOR

Türkiye'nin İlk Alzheimer Destek Hattı: 0 800 261 78 40

Alzheimer hasta yakınlarına psikolojik destek vermek amacıyla Bilim İlaç'ın desteği, Alzheimer Derneği ve Alzheimer Vakfı'nın katkılarıyla Türkiye'de ilk kez hayata geçirilen Alzheimer Çağrı Merkezi, 30 Eylül'den itibaren ülke geneline yayılıyor. Alzheimer hasta yakınları 0800 261 78 40 numaralı telefonu ücretsiz arayarak uzman psikologdan destek alabilecek.

Türkiye'de 350 bin, dünyada 25 milyondan fazla insanı etkileyen Alzheimer hastalığı yaşlılık döneminin en sık görülen sağlık sorunu olarak kabul ediliyor. Hasta yakınlarının yaşam kalitesini yükseltmek ve doğru yönlendirilmelerini sağlamak amacıyla Bilim İlaç'ın desteği, Alzheimer Derneği ve Alzheimer Vakfı'nın katkılarıyla 15 Haziran 2009'da pilot proje olarak hayata geçirilen Alzheimer Çağrı Merkezi, 30 Eylül itibariyle Türkiye geneline yayılıyor.

"Alzheimer Çağrı Merkezi"nin Türkiye geneline yayılmasına dönük 30 Eylül'de Swiss Otel'de düzenlenen basın toplantısı, Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Emre, Alzheimer Vakfı Başkanı Prof. Dr. Engin Eker ve Bilim İlaç Genel Müdürü Dr. Erhan Baş'ın katılımıyla gerçekleşti. Alzheimer Çağrı Merkezi'ni İzmir'den arayarak psikolojik destek alan Oytun Ailesi ise çağrı merkezi deneyimini basın toplantısında katılanlarla paylaştı.

Alzheimer'lı yakına eş ve çocuk bakıyor

15 Haziran 2009'da başlatılan pilot çalışmada; İzmir, İstanbul ve Ankara'da 30 uzman doktorun hasta yakınları hedef alındı ve pilot çalışma beklenenden daha fazla ilgi gördü. Pilot olarak yürütülen çalışma sonucunda; Alzheimer Çağrı Merkezi ile ilgili 250 hasta yakını bilgilendirildi. Gelen aramalarda hasta yakınlarının %75'inin Alzheimer hastalığı hakkında bilgi ve psikolojik destek talebi olduğu gözlemlendi. Pilot çalışma süresince üç şehir arasında Alzheimer Çağrı Merkezi'ni en çok arayanlar İzmirliler oldu. Arayan hasta yakınlarının büyük çoğunluğunun hastanın eşi, kızı veya torunu olduğu gözlemlendi. Hasta yakınlarının %71'ini bayanların, %50'sini ise 41-60 yaş aralığındaki kişilerin oluşturduğu tespit edildi.

Alzheimer hastalığının artış gösterme riski en fazla olan iki ülke; Hindistan ve Türkiye...

Bilim İlaç Genel Müdürü Dr. Erhan Baş, "Türkiye'de yaşamın uzamasıyla birlikte yaşlılığa bağlı olarak Alzheimer hastalığının giderek artması söz konusu. Bunamanın en sık sebebi olan Alzheimer hastalığı konusunda toplumu bilinçlendirmek istiyoruz. Dünya genelinde yaklaşık 25 milyon olan hasta sayısının önümüzdeki yıllarda hızla artacağını görerek bugünden harekete geçmek gerektiğini düşündük. Genç nüfusa sahip Hindistan ve Türkiye'nin gelecekte en fazla yaşlı nüfusa sahip ülkeler olacağı öngörülüyor. Bu sebeple, her iki ülke nüfusunun da 65 yaş ve üstünde (65 yaş üstü 100 kişiden 8'inde Alzheimer hastalığı görülmektedir) Alzheimer hastalığına yakalanma riski yüksek... Bu önemli öngörüden yola çıkan Bilim İlaç; Alzheimer hastalığı ile ilgili bilinçlendirici çalışmalar yaparak, konuyu gündemde tutmak ve hastalığa yakalanma riskini azaltmak konusunda destek olmak istiyor. Alzheimer Çağrı Merkezi ile amacımız, hasta yakınlarının yaşam kalitesini artırmak. Çağrı merkezimizin pilot çalışmasına gösterilen ilgi projemizin yaygınlaştırılması için bize umut verdi." diye konuştu.

Alzheimer Eylem Planı Unutulmamalı!

Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Emre ve Alzheimer Vakfı Başkanı Prof. Dr. Engin Eker sinsi bir unutkanlıkla başlayan Alzheimer hastalığının en fazla hasta yakınlarını etkilediğini, hasta yakınlarının %60'ında depresyon ve hipertansiyon hastalığının görüldüğünü anlattılar.

Londra'daki King's Üniversitesi'nin yaptığı bazı araştırmalardaki çarpıcı rakamlara dikkat çeken Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Emre, "2050 yılında Alzheimer'lı hasta sayısı 115 milyon olacak. Bu doğrultuda, dünyada birçok ülke Alzheimer Eylem Planı hazırlıyor" dedi.

Alzheimer Vakfı Başkanı Prof. Dr. Engin Eker ise ülkemizde Alzheimer hastalığının artış gösterme riskinin yüksek olması sebebiyle Alzheimer Eylem Planı'nın hazırlanması gerektiğine dikkat çekti ve Çağrı Merkezi projesinin öneminin altını çizdi.

Alzheimer

Alzheimer; kesin tedavi olanakları olmayan, toplumun yaşlı kesimini etkileyen, hastayla birlikte tüm bir ailenin de yaşamını değiştiren ve uzun yıllar süren kronik bir hastalıktır. Hastalık süresince toplumsal destek çok önemlidir. Aktif yaşayan ve üreten bir yetişkinin giderek çocuklaşması, geçmişte edindiği becerileri birer birer yitirmesi ve tamamen bakıma muhtaç hale gelmesi, bu konuyu sıradan bir sağlık sorunu olmaktan çıkarmaktadır.

Alzheimer Çağrı Merkezi

Alzheimer Çağrı Merkezi'nde uzman psikologlar hafta içi her gün 09:00-17:00 saatleri arasında hizmet veriyor. Uzman psikologlar tarafından ayda bir hasta yakınlarının düzenli takip aramaları yapılıyor ve gerektiğinde hastanın doktoruyla da irtibata geçilerek, süreçle ilgili bilgi aktarılıyor.

ALZHEIMER DERNEĞİ ve ALZHEIMER VAKFI HAKKINDA

Alzheimer hastalığı ve diğer demans sendromlarıyla ilgilenen sağlık personeli, hastalar, hasta yakınları ve gönüllüler tarafından 1997 yılında kurulmuştur. Hastalık bilincinin geliştirilmesi, hastalığın toplumda tanınmasının sağlanması, hastaların ve yakınlarının desteklenmesi, kendi kendilerine yardım için zemin hazırlanması, daha iyi bilgilenme ve bakım sağlanması, bu konudaki bilimsel çalışmaların arttırılması ve desteklenmesi amacını gütmektedir.

Bu amaçla toplumsal bilinci geliştirici, hasta yakınlarının ve ilgili sağlık personelinin eğitimini sağlayıcı, hastaların ve yakınların yaşam kalitesini yükseltici, hastalara bakım olanaklarını iyileştirici, mevcut bilimsel verileri geliştirici çalışmaları, ulusal ve uluslararası kurumlarla işbirliği içinde yürütür.

OSCAR'LI SHINE FİLMİNE KONU OLAN ŞİZOFRENİ HASTASI PİYANİST TÜRKİYE'YE GELDİ...

HEM DAHİ, HEM ŞİZOFREN, HEM PİYANİST...

HAYATININ CANLANDIRILDIĞI VE OSCAR KAZANAN SHINE FİLMİNİN KAHRAMANI PİYANİST DAVID HELFGOTT BİLİM İLAÇ DESTEĞİ İLE 12 EYLÜL'DE İSTANBUL AYA İRİNİ MÜZESİ'NDE, 14 EYLÜL'DE CEMAL REŞİT REY KONSER SALONU'NDA KLASİK MÜZİK SEVERLERLE BULUŞTU.

Despot bir babanın üstün yetenekli oğlu olarak dünyaya gelen ve ilginç hayat hikayesi ile Shine isimli filme konu olan David Helfgott, Bilim İlaç'ın Ana Sponsorluğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı'nın desteği ile İstanbul'a geldi. İlk kez Türkiye'ye gelen olan Helfgott, Aya İrini Müzesi'nde ve Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda klasik müzik severler ile buluştu.

Sergei Rahmaninoff'un dünyanın çalınması en zor parçası olan ve dünya üzerinde sadece 3-4 kişinin eksiksiz çaldığı 3. Senfoni'yi başarıyla çalabilen David Helfgott, bugün dünyanın en önemli piyanistlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Geoffrey Rush'a en iyi erkek oyuncu Oscar'ını kazandıran Shine filminde, ruh sağlığı pek yerinde olmayan, müzik aşığı bir babanın kendi olamadığı müzisyen kimliğini oğlunda yaşatmaya çalışması ve yaşanan dramlar konu ediliyor. Sonrasında ise kendini aşarak keşfedilen oğlunun yükselişinin önünde duran babanın oğluyla olan trajik ilişkisi gözler önüne seriliyor.

Helfgott'ın gerçek hayat hikayesinden alınan bu senaryonun devamında ise, bir konserde, salonun alkıştan yıkıldığı bir anda, David'in yıllar boyu baskılara boyun eğmiş beyninin iflasına tanıklık ediyoruz. Bu olay sonrasında 12 yıl akıl hastanesinde kalan David Helfgott, üstün yeteneği ve uğraşısı sayesinde yaşama dönüyor ve gelmiş geçmiş en önemli piyanistlerinden biri olarak tarihe adını yazıyor.

4 milyondan fazla satan 'The Last Great Romantic, Rahmaninov' albümü 'Billboard' dergisi tarafından en başarılı klasik müzik albümü seçilen Helfgott, Bilim İlaç tarafından düzenlenen Gerçekler Maskelenmesin projesine de destek veriyor. Bu yıl ikincisi düzenlenen projenin yarışma ayağının ismi; "Ateşin Düştüğü Yerden Sesler, Yüzler, Öyküler"... Öykü yarışmasının da jüri üyeleri arasında bulunacak olan Helfgott, bu proje ile şizofreni hastalarına ilham vermek istediğini söylüyor.

Bilim İlaç WWF-Türkiye'nin Küresel İklim Değişikliği Çalışmalarını Desteklemektedir.

Türkiye'nin doğal kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması amacıyla farklı alanlarda ve disiplinler arası çalışmalar yürüten WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve Türk ilaç sektörünün lokomotif şirketlerinden Bilim İlaç küresel iklim değişikliğine karşı el ele verdi.

Bilim İlaç, WWF-Türkiye'nin Küresel İklim Değişikliği ile ilgili tüm çalışmalarını destekliyor.

İlaç sektörünün sosyal sorumluluk çalışmalarının da öncülerinden Bilim İlaç, gezegenimizi tehdit eden küresel iklim değişikliği problemine karşı kayıtsız kalmayarak "Küresel İklim Değişikliği ve Sağlık üzerine Etkileri" konusunda bilgilendirme toplantıları düzenlemektedir. Bu çerçevede, Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ile 6 aylık dönemde 18 adet toplantı yapılması planlanmıştır. Bunlardan 9'u gerçekleştirilerek toplam 560 hekime bilgilendirme yapılmıştır. Önümüzdeki dönemde de bu toplantılara devam edilerek 1000'den fazla hekime bilgi aktarılması hedeflenmektedir.

Sosyal sorumluluk bilincinin kurumun her bir çalışanının bilgilendirilmesiyle arttığına inan Bilim İlaç, Ayın Konuğu uygulaması kapsamında Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu'nu Bilim İlaç Genel Müdürlük, Gebze ve Çerkezköy işletmelerinde konuk etti. Bilim İlaç çalışanlarını hem küresel iklim değişikliği ve solunum yolları hastalıkları arasındaki ilişkiye dair bilgilendirdi hem de geleceğe dair düşünmeye teşvik etti.

Yazarlar 'Aramızda' Şizofreni Hastalarının Yeteneklerini Gün Işığına Çıkarın Proje:

"Ateşin Düştüğü Yerden: Sesler, Yüzler, Öyküler..."

Şizofreni Dernekleri Federasyonu ve Bilim İlaç'ın desteği ile düzenlenen şizofreni hastalarına yönelik öykü yarışmasının sonuçları 4 Şubat Çarşamba günü Sofa Otel'de düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı.

Ünlü yazar Mario Levi, Yapı Kredi Yayınları Editörü Murat Yalçın, tiyatro sanatçıları Payidar Tüfekçioğlu, Tuncel Kurtiz, Psikiyatrist Doç. Dr. Haldun Soygür ve Bilim İlaç Genel Müdürü Dr. Erhan Baş'tan oluşan jürinin seçtiği öyküler kitap olarak bir araya getirilecek. Aynı zamanda, birinci olan eser, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Tiyatro Kulübü öğrencileri tarafından sahnelenecek...

Şizofreni hastalarının topluma katılmasını sağlamak ve bu hastalığın toplum tarafından tanınmasına katkıda bulunmak amacıyla Şizofreni Dernekleri Federasyonu ve Bilim İlaç işbirliğinde "Ateşin Düştüğü Yerden: Sesler, Yüzler, Öyküler" isimli bir öykü yarışması düzenlendi.

Yarışmaya farklı yaş gruplarından 50 şizofreni hastası katıldı. Ünlü yazar Mario Levi, tiyatro sanatçıları Payidar Tüfekçioğlu, Tuncel Kurtiz, Doç. Dr. Haldun Soygür (Şizofreni Dernekleri Federasyonu Başkanı), Bilim İlaç Genel Müdürü Dr. Erhan Baş ve Yapı Kredi Yayınları Editörü Murat Yalçın'dan oluşan jüri zor bir seçim sürecinden sonra sonuçları belirledi. Jürinin seçimleri doğrultusunda;

  1. Hüseyin Avni Cinozoğlu
  2. Okay Uludokumacı
  3. Yümehan Celiloğlu

İlk 3'e giren isimler oldular.

Türkiye'de her yüz kişiden birinde görülme olasılığı olan şizofreni hastalığına dikkat çekmek, hastalığın ve tedavi yöntemlerinin daha yakından tanınmasına aracılık etmek amacıyla hayata geçirilen projede şizofreni hastalarının dışlanması ile mücadele etmeye çalışan Şizofreni Dernekleri Federasyonu, Bilim İlaç'ın da desteğini alarak, hastaların iç dünyalarını ifade edebilecekleri, yaratıcılık yanlarının açığa çıkarılacağı,bir proje olarak bu öykü yarışmasını düzenledi.

Düzenlenen basın toplantısında plaketlerini alan ilk 3'ün ödülleri ise şöyle: 1.'ye 2.500 TL, 2.'ye 1.500 TL ve 3.'ye 1.000 TL ödül verildi. Her 3 yarışmacı da Mario Levi Yazı Atölyesi'nden bir sezonluk eğitim hakkı kazandı.

Ayrıca, jürinin belirlediği ve dereceye giren bir öykü de senoryalaştırılarak, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Tiyatro Kulübü öğrencileri tarafından sahnelenecek. Projenin devamında ise yine jüri tarafından seçilen öyküler bir kitap halinde yayınlanacak.

Türkiye'de yaşayan 350.000 şizofreni hastasının birçoğu sokaklarda, işyerlerimizde hastalıklarını saklayarak/saklamaya çalışarak yaşıyorlar. Küçümsenmeden, iyi şartlarda tedavi edilerek yeniden birey olmak ve toplumda yer edinmek ve tabiî ki çalışabilmek istiyorlar.

Bu proje, yeteneklerini sergileyebilecekleri fırsatlar verildiğinde onların da çok çarpıcı işler çıkarabildiklerini kanıtlıyor. Bu anlayış doğrultusunda da herkesi onları anlamaya, el ele tutuşmaya, damgalamamaya çağırıyor.

www.gerceklermaskelenmesin.com

Bilim İlaç, İstanbul Modern Sanat Müzesi'ndeki Magnum Fotoğrafları ile Türkiye Sergisi Sponsoru

Bilim İlaç, Türkiye'nin kültür ve sanat mozaiğine katkı sağlamak için dünyanın en önemli fotoğraf ajanslarından Magnum Photos'un Türkiye ile ilgili fotoğraflarını ilk kez bir araya getirerek kapsamlı biçimde İstanbul Modern Sanat Müzesi'nde sergilediği “Magnum Fotoğrafları ile Türkiye” sergisine, sergi sponsoru olarak destek verdi.

Magnum Photos'un 16 usta fotoğrafçısının ülkemize çeşitli açılardan bakan çalışmalarının yanı sıra 60. yılını kutlayan Magnum Photos'un koleksiyonundan geniş bir seçki ve yayınlar da yer aldı. 17 Şubat 2007'de açılan sergi, 20 Mayıs 2007'de sona erdi.

Robert Capa gibi fotoğraf sanatının efsane isimlerini de barındıran ve dünya çapında tanınmış fotoğrafçıların seçme yapıtlarını bir araya getiren serginin eş küratörlüğünü Engin Özendes ve Diane Dufour üstlendi.

İstanbul Modern Sanat Müzesi'nin Süreli Sergi Salonu'nda yer alan Magnum Fotoğrafları ile Türkiye başlıklı bölüm, 16 fotoğrafçının 1940'lardan günümüze uzanan bir zaman dilimi içinde ve farklı dönemlerde çektikleri Türkiye fotoğraflarını içerdi.

Sergide, Robert Capaz (1913-1954), Erich Lessing (1923), Costa Manos (1934), Ara Güler (1928), Gilles Peress (1946), Leonard Freed (1929), Abbas (1944), Alex Webb (1952), Nikos Economopoulos (1953) Gueorgui Pinkhassov (1952), Bruno Barbey, Jim Goldberg (1953), Antoine d'Agata (1961), Paolo Pellegrin (1964), Martin Parr (1952) ve Harry Gruyaert'ın (1941) toplam 205 fotoğrafı yer aldı.

İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, Magnum'un 60.Yılı'nı ajansın kuruluşundan bugüne uzanan bir seçkiyle kutladı. Bu bölümde olaylar, alıntılar ve dünya fotoğraf tarihinin kilometre taşı olmuş 65 fotoğrafın yanı sıra Magnum'un 71 özgün yayınına da yer verildi.